Baş ve boyun cerrahisi, bu bölgelerdeki hastalıkların cerrahi tedavisini kapsar. Tümörler, kistler ve travmatik yaralanmalar sık müdahale edilen durumlardır.
KBB uzmanları, tümör çıkarma sırasında estetik ve fonksiyonel dengeleri korumaya özen gösterir.
Tiroid ve paratiroid ameliyatları da baş-boyun cerrahisinin önemli alanlarındandır ve hormonal dengeyi sağlar.
Endoskopik cerrahi teknikleri, minimal kesi ile iyileşme süresini kısaltır ve komplikasyon riskini azaltır.
Tiroit Bezinin Cerrahi Çıkarılması: Tiroidektomi
Tiroidektomi tiroit bezinin kısmen veya tamamen çıkarılmasını içeren cerrahi bir işlemdir. Bu prosedür tiroit bezinin fonksiyon bozuklukları veya hastalıklarının tedavisi için gerçekleştirilir. Malign veya benign lezyonlar bu ameliyatın yapılmasını gerektirebilir. Hormonal dengesizlikler tıbbi tedavilere yanıt vermeyen durumlar da cerrahi müdahaleyi zorunlu kılar.
Cerrahi süreç özenle planlanır ve yürütülür. Ciltten başlayarak alttaki cilt altı dokuları yağ tabakası ve platismayı keserek içeri girilir. Deri flepleri kaldırılarak tiroid bezine erişim sağlanır. Hassas yapıların korunması amacıyla ön juguler damarlar ve yüzeyel damar ağı dikkatle izlenir.
- Sternohyoid ve sternotiroide kasları yana çekilerek tiroid kapsülüne erişim sağlanır.
- Nadiren kasların kesilmesi gerekebilir bu durumda kasların sinir beslenmesinin korunması önemlidir.
Total tiroidektomide genellikle daha büyük veya problemli olan taraf öncelikli olarak ele alınır. Ameliyatın erken sonlandırılması gerektiğinde en kritik dokunun önceden çıkarılması sağlanır. Tiroit bezinin disseksiyonu sırasında lateral sınırlar belirlenir. Bu süreçte parmak kullanılarak veya doku retraksiyonu ve bipolar koterizasyon teknikleri ile ilerlenir.
- Tiroit lobunun nazikçe orta hatta doğru yer değiştirmesi venlerin ve arterlerin belirlenmesine olanak tanır.
- Lob dikkatli bir şekilde çekilerek rekürren laringeal sinir tespit edilir ve korunur.
Cerrahi sürecin bu bölümünde paratiroid bezlerinin yerleri ve korunmaları büyük önem taşır. Rekürren laringeal sinirin korunması operasyonun başarısı için kritik bir adımdır.
- Tiroit bezinin çıkarılması sırasında özellikle büyük ve karmaşık durumlarda merkezi boyun diseksiyonu gerekebilir.
Operasyonun sonlanmasından önce cerrahi alanın kanama açısından değerlendirilmesi ve temizlenmesi gerekir. Gerekli durumlarda paratiroid bezlerinin yeniden implante edilmesi düşünülebilir. Bu adım postoperatif hipoparatiroidizmi en aza indirgemeye yardımcı olur.
Ameliyat sırasında beklenmeyen kanama veya diğer komplikasyonlarla karşılaşıldığında hızlı ve etkili müdahale edilmesi hayati önem taşır. Rekürren laringeal sinirin yanı sıra superior laringeal sinir de zarar görebilir. Her iki sinirin korunması hastanın ses kalitesi üzerinde doğrudan etkili olur.
Cerrahi sonrası enfeksiyon riskini azaltmak için dikkatli bir şekilde kapatma işlemi gerçekleştirilir. Yara yerine dren yerleştirilmesi ameliyat sonrası izlemi kolaylaştırır.
Parotidektomi ve İlgili Süreçler
Parotidektomi işlemi deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilen karmaşık bir cerrahi prosedürdür. İşlem sırasında yüz sinirinin korunması hayati önem taşır. Cerrahlar ameliyat boyunca sinirin zarar görmemesi için özel teknikler kullanır. Anestezi ekibi yüz siniri izlemini mümkün kesecek kas gevşeticilerden kaçınır. Cerrahi alanın hazırlanması başın ve boynun uygun pozisyonlandırılmasını içerir.
Ameliyat genellikle genel anestezi altında yapılır. Sinir bütünlüğü monitörü sinirin zarar görmemesi için kritik bölgelere elektrotlar yerleştirerek kullanılır.
İnsizyon seçenekleri:
- Modifiye Blair insizyonu: Preauriküler deri kıvrımından başlar lobül arkasından geçerek servikal kıvrıma uzanır.
- Modifiye yüz germe insizyonu: Modifiye Blair benzeri başlar lobül çevresinden dönerek retroauriküler kıvrıma uzanır.
Cilt kesildikten sonra dermis ve platisma tabakaları açılır. SMAS (yüzeyel muskuloaponevrotik sistem) altında bir plan içinde diseksiyon yapılır. Cerrahlar Frey sendromu gibi komplikasyonları önlemek için kalın deri flepleri önerir. Yüz sinirinin dallarına zarar vermemek için dikkatli olunması gerekmektedir.
- Büyük auriküler sinir genellikle feda edilir:
- Posterior dal korunabilir ve sinir boyunca dikkatli diseksiyon yapılabilir.
Operasyon sırasında yüz sinirinin dallarının tanımlanması ve korunması başarı için kritiktir. Tragal işareti ve timpanomastoid sütür yüz sinirinin ana gövdesinin yerini belirlemek için kullanılır. Digastrik kas yüz sinirinin tanımlanmasında önemli bir işaret olarak hizmet eder.
Son aşamalarında parotis bezinin kuyruğu ve digastrik kasın ilişkili yapısı dikkatlice ayrılır. Parotid dokusu çıkarılırken yüz sinirinin dalları arasında kalan tümör hassas diseksiyon teknikleri kullanılarak çıkarılır. Bu süreç hastanın anatomik yapılarına özel uyarlanır.
Parotidektomi sonrası dikkatli bir kapatma ve yara bakımı iyileşme sürecini optimize eder. İyileşme süreci sinir fonksiyonlarının değerlendirilmesiyle yakından izlenir. Özellikle yüz sinirinin işlevselliği operasyon sonrası dönemde önemli bir odak noktasıdır.
Bu titiz yaklaşım yüz sinirinin korunmasını sağlar ve hastanın estetik ve işlevsel sonuçlarını iyileştirir. Yüz siniriyle ilgili her türlü müdahale uzmanlık ve deneyim gerektiren hassas bir işlemdir.
Total Larenjektomi İşlemine Genel Bir Bakış
Total larenjektomi ileri evre larenks kanserinde kurtarıcı bir tedavi yöntemidir. Bu cerrahi prosedür larenksi ve çevresindeki etkilenen yapıları çıkarır.
İşlem aşamaları:
- Cilt kesisi genellikle Gluck – Sorenson U şeklinde yapılır.
- Trakeotomi yapılmışsa cilt kesisi trakeal stomaya dahil edilir.
- İlk olarak eş zamanlı boyun diseksiyonları gerçekleştirilir.
Tedavi sonrası komplikasyonlar dikkatle izlenmelidir. Erken komplikasyonlar arasında kanama ödem ve hava yolu tıkanıklığı öne çıkar. Bu durumlar hızla tanınmalı ve müdahale edilmelidir.
Postoperatif komplikasyonlar:
- Hematom ameliyat sonrası ödemle kendini gösterir ve cerrahi müdahale gerektirebilir.
- Faringokutenöz fistül farinks sütür hattının açılmasıyla meydana gelir ve ciddiye alınmalıdır.
Total larenjektomi sonrası uzun süreli komplikasyonlar da olabilir. Bu durumlar hasta takibinin önemini artırır.
Geç komplikasyonlar:
- Özofageal stenoz yutma güçlüğüne yol açabilir.
- Stoma stenozu solunum problemlerine neden olabilir.
- Hipotiroidizm hormonal dengesizliklere sebep olur.
Bu cerrahi müdahale özellikle larenks fonksiyonunu koruyamayan ileri durumlar için son çare olarak kabul edilir. Öncelikle organ koruyucu diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda tercih edilir. Hastanın yaşam kalitesini artırmak ve hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak için bu radikal tedavi yöntemi uygulanır.
Septoplasti: Nazal Septumun Düzeltimi
Septoplasti nazal septumun eğriliklerini düzelten önemli bir cerrahi prosedürdür. Eğrilikler genellikle nazal obstrüksiyona neden olur ve bu durum solunum güçlüğüne yol açar. Bu ameliyat hastanın solunum fonksiyonlarını normale döndürmeyi amaçlar. Çeşitli cerrahi teknikler kullanılarak yapılan bu işlemde septal deviasyon düzeltilir.
Cerrahi Yaklaşımlar:
- Endonazal: Mukozal kesilerle direkt olarak septuma erişilir.
- Endoskopik: Daha ayrıntılı bir görüntüleme için endoskop kullanılır.
- Açık: Rinoplasti ile birleştirildiğinde tercih edilen bir yöntemdir.
Cerrahi sürecin ilk adımı mukoperikondriyal fleplerin kaldırılmasıdır. Bu aşamada septumun eğri bölümleri belirlenir ve uygun cerrahi aletlerle düzeltilir.
Septal Deviasyon Düzeltimi:
- Kaudal ve dorsal septum korunarak septumun şekli düzeltilir.
- Çıkarılan kartilaj parçaları gerektiğinde yeniden şekillendirilerek kullanılır.
Cerrahi sonrası mukoperikondriyal flepler eski yerlerine dikilir. Absorbe edilebilir dikiş materyali ile mukozal kesikler kapatılır. Post-operatif dönemde septum üzerindeki basıncı azaltmak ve kanamanın önlenmesi için transseptal dikişler uygulanır.
Post-Operatif Bakım:
- Hastalar genellikle ameliyat günü taburcu edilir.
- İyileşme sürecinde nazal splintler kullanılabilir.
- Analjezikler ve antibiyotik kremler reçete edilir.
- Hastalar splintlerin çıkarılması için takip randevusuna gelmelidir.
Radikal Boyun Diseksiyonunun Evrimi
Radikal boyun diseksiyonu başlangıçta baş ve boyun kanserlerinin tedavisi için geliştirilmiştir. İlk uygulamalarında bu cerrahi müdahale büyük ölçüde tüm boyun bölgesini içerir şekilde yapılmaktaydı. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarında tanımlanan bu yöntem zamanla önemli değişikliklere uğramıştır.
Başlangıçta bu teknik tüm lenfatik düğümlerin iç juguler venin spinal aksesuar sinirin ve çeşitli kasların çıkarılmasını içeriyordu. Bu geniş çaplı müdahale hem kozmetik hem de fonksiyonel ciddi sorunlara yol açabiliyordu. Bu nedenle cerrahlar daha az invazif yöntemler geliştirme ihtiyacı hissettiler.
1960’larda modifiye radikal boyun diseksiyonu kavramı ortaya çıktı. Bu yöntem kritik olmayan lenfatik yapıları korurken kanserli dokunun etkili bir şekilde çıkarılmasına olanak tanıyordu. Bu teknikle en az bir lenfatik olmayan yapı korunarak operasyon yapılmaktaydı.
Sonraki yıllarda baş ve boyun bölgelerinin anatomik ve onkolojik yapılarına dair detaylı çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar sonucunda klasik radikal boyun diseksiyonu daha da modifiye edilerek tümörün yerleşimine bağlı olarak sınırlı lenf düğümü havzalarının çıkarılmasını mümkün kıldı.
2002 yılında ise Amerikan Otolaringoloji-Baş ve Boyun Cerrahisi Akademisi boyun diseksiyonları için bir sınıflandırma sistemi önerdi. Bu sınıflandırmaya göre;
- Radikal boyun diseksiyonu: İç juguler ven spinal aksesuar sinir ve sternokleidomastoid kas dahil seviye I-V lenf düğümlerinin çıkarılmasını içerir.
- Modifiye radikal boyun diseksiyonu: Radikal diseksiyona benzer şekilde seviye I-V’yi çıkarır ancak en az bir lenfatik olmayan yapıyı korur.
- Selektif boyun diseksiyonu: Servikal metastaz paternlerine göre belirli boyun seviyelerinin çıkarılmasını ifade eder.
- Genişletilmiş boyun diseksiyonu: Radikal boyun diseksiyonunda ele alınmayan ek bölgelerden yapıları veya lenf düğümlerini çıkarır.
Tonsillektomi ve Adenoidektomi: Kritik Uygulamalar ve Komplikasyonlar
Tonsillektomi ve adenoidektomi baş ve boyun cerrahisinin önemli prosedürlerindendir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu ameliyatlar özellikle çocuklarda sıklıkla tercih edilir. Solunumla ilgili uyku bozuklukları ve tekrar eden enfeksiyonlar bu operasyonların başlıca nedenleridir. Yıllık olarak yaklaşık 500.000 çocuk bu işlemler için cerrahi masaya yatmaktadır.
Prosedürler farklı tekniklerle yapılabilir:
- Ekstrakapsüler tonsillektomi: Genellikle koter kullanılarak gerçekleştirilir ve tonsil tamamen çıkarılır.
- Intrakapsüler tonsillektomi: Daha az invazivdir ve mikro-debrider veya koblasyon teknikleri kullanılabilir.
Her iki teknik de çeşitli avantajlar sunar:
- Ekstrakapsüler teknik genellikle daha kısa cerrahi süre ve az kanama riski ile ilişkilendirilir.
- Intrakapsüler yaklaşım postoperatif ağrıyı ve morbiditeyi azaltabilir.
Operasyon sonrası karşılaşılan komplikasyonlar şunlardır:
- Kanama: En ciddi komplikasyonlardan biri olup çoğunlukla gece saatlerinde artış gösterir.
- Postoperatif bulantı ve kusma (PONV): Hastaların büyük bir kısmında görülebilir ve genellikle profilaktik tedavi ile önlenebilir.
- Ağrı: Ameliyat sonrası en yaygın şikayetlerden biridir ve etkili ağrı yönetimi gerektirir.
- Velofaringeal yetmezlik: Nadir görülen bir durumdur fakat ciddi beslenme ve konuşma problemlerine yol açabilir.
Mastoidektomi
Mastoidektomi baş ve boyun cerrahisinde yer alan özgün bir operasyondur.
Ana cerrahi sınırlar:
- Üstte tegmen
- Arkada sigmoid sinüs
- Önde arka kemik dış kulak kanalı
- Altta digastrik sırt
Lateral semisirküler kanalın tanımlanması cerrahın yüz siniri derinliğine ulaştığını gösterir. En önemli aşama olan antrumun açılması mastoid ile orta kulak arasında doğal bir havalandırma yolunun oluşturulmasını sağlar.
Operasyonun ilerleyen aşamalarında gerekli görülürse fasiyal reses oluşturulabilir. Bu işlem mastoid ve orta kulak arasında ikinci bir havalandırma yolu oluşturarak orta kulakta yapılacak diğer cerrahi işlemlere erişim sağlar.
Akut Larenjit Üzerine Genel Bir Bakış
Akut larenjit larenksin viral enfeksiyonlar sonucunda kısa süreli iltihaplanmasıdır. Bu durum genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının bir sonucu olarak ortaya çıkar ve çoğu zaman kendiliğinden iyileşir. Ses kısıklığı ve hafif öksürük akut larenjitin belirgin semptomları arasındadır. Hastalık süresi üç ila yedi gün arasında değişebilir. Eğer semptomlar üç haftadan fazla sürerse bu durum kronik larenjit olarak sınıflandırılır.
Tedavi yöntemleri genellikle destekleyici niteliktedir ve şu önerileri içerir:
- Ses İstirahati: Ses kısıklığına yol açan faktörlerden kaçınarak ses tellerinin iyileşmesine yardımcı olunur.
- Buhar Inhalasyonu: Nemli hava solunum yolunu rahatlatır ve mukusun temizlenmesine destek olur.
- İrritanlardan Kaçınma: Sigara ve alkol tüketimi larenjit semptomlarını kötüleştirebilir.
Diğer tedavi yöntemleri şunlardır:
- Diyet Değişikliği: Asitli ve yağlı gıdalardan kaçınmak özellikle gereklidir. Yemeklerden en az üç saat önce yatmak gece reflüsünü önlemeye yardımcı olur.
- İlaç Kullanımı: Antibiyotikler genellikle önerilmez ancak belirli durumlarda ve ağır semptomlar göz önünde bulundurularak kullanılabilir. Fungal enfeksiyon belirtileri varsa antifungal ilaçlar faydalı olabilir.
Timpanik Membran Perforasyonu Hakkında Bilgiler
Timpanik membran perforasyonu kulak yapısında önemli bir sorun teşkil eder. Timpanik membran dış işitme kanalını orta kulaktan ayıran kritik bir bariyerdir. Bu membranın yırtılmasıyla dış kulak ile orta kulak arasında anormal bir açıklık oluşur. Ses dalgalarının doğru şekilde iletilmesi engellendiğinden işitme kaybı meydana gelebilir.
- Belirtiler: Perforasyon genellikle şiddetli ağrıyla başlar; ardından ağrının hafiflemesi ve kulaktan akıntı gelmesi gözlemlenir. Tinnitus ve baş dönmesi gibi semptomlar da eşlik edebilir.
- Semptomlar: İlk belirtilerden sonra işitme kaybı ve bazen enfeksiyon riski artar. Perforasyonun büyüklüğü ve yeri semptomların şiddetini belirler.
Timpanik membran perforasyonlarının çoğu özellikle küçük ve kenar bölgelerindeki yırtıklar kendiliğinden iyileşebilir. Büyük veya kronik yırtıklar ise daha ciddi müdahaleleri gerektirebilir. Perforasyonun tedavisi genellikle perforasyonun nedenine ve semptomların yoğunluğuna bağlı olarak değişir.
- Koruma Yöntemleri: Perforasyonun iyileşme sürecinde kulak kuru tutulmalıdır. Su ve diğer sıvıların kulak kanalına girmesi enfeksiyon riskini artırabilir.
- Medikal Tedavi: Bazı durumlarda enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla antibiyotik damlalar kullanılabilir.
Eğer perforasyon küçükse ve komplikasyon göstermiyorsa cerrahi gerekli olmayabilir. Ancak büyük yırtıklar veya kronik durumlar için cerrahi onarım düşünülmelidir.
Skuamöz Hücreli Cilt Kanseri ve Tedavi Yöntemleri
Skuamöz hücreli cilt kanseri Amerika Birleşik Devletleri’nde sıklıkla rastlanan ikinci cilt kanseri tipidir. Baş ve boyun bölgelerinde sık görülen bu kanser türü bazal hücreli karsinomdan sonra gelir. Aktinik keratoz adı verilen öncü lezyonlar bu kanser türünün ilerlemesine işaret eder. Bu lezyonların ve skuamöz hücreli karsinomun gelişiminde en önemli etken UV güneş ışınlarına maruziyettir. UV ışınlarına uzun süre maruz kalmak kanserin oluşumunda kritik bir rol oynar.
Skuamöz hücreli karsinomun temel tedavi yöntemleri şunlardır:
- Cerrahi eksizyon
- Mohs mikrografik cerrahisi
- Radyasyon terapisi
Cerrahi eksizyon bu kanser türü için en yaygın başvurulan tedavi yöntemidir. Özellikle baş ve boyun bölgesindeki lezyonlar için tercih edilen Mohs mikrografik cerrahisi yüksek risk taşıyan lezyonları tedavi etmede etkilidir. Bu yöntem lezyonun tamamının çıkarılmasını sağlayarak kanserin nüksetme riskini azaltır. Radyasyon terapisi ise daha yaşlı hastalar veya cerrahi müdahale yapılamayan durumlar için ayrılan bir yöntemdir. Bu tedavi cerrahi sınırların belirlenememesi durumunda da kullanılabilir.
Bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde skuamöz hücreli karsinom riski artar. Bu durum hastalığın daha agresif seyretmesine ve metastaz yapmasına yol açabilir. Bu nedenle düzenli muayeneler ve koruyucu önlemler büyük önem taşır. Hastalar UV ışınlarından korunmak için gerekli tedbirleri almalıdır.
Baş ve Boyun Melanomları: Tedavi ve Yönetim Yaklaşımları
Baş ve boyun melanomları melanosit hücrelerinin malign transformasyonu sonucu gelişir. Bu kanser türü özellikle derinin melanin pigmentini üreten hücrelerinde ortaya çıkar. Baş ve boyun bölgesindeki melanomlar diğer bölgelere kıyasla daha zorlu tedavi süreçleri gerektirir. Çünkü bu alanlar yüksek estetik ve fonksiyonel öneme sahiptir. Melanomun baş ve boyun bölgelerindeki yaygın konumları arasında yüz saçlı deri boyun ve kulaklar yer alır.
Eksizyonel cerrahi baş ve boyun melanomlarının tedavisinde temel yöntemdir. Bu prosedür tümörün kalınlığına bağlı olarak farklı sınırlar içerir:
- 1 mm’den az kalınlıktaki melanomlar için 1 cm sınır
- 1 ila 2 mm arası kalınlıktaki melanomlar için 1 cm’den daha geniş sınır
- 2 mm’den kalın veya ülserli melanomlar için 2 cm sınır
Baş ve boyun bölgesine özgü cerrahi teknikler şu şekilde belirlenmiştir:
- Yüz: Mimetik kaslara kadar derin rezeksiyon yapılır.
- Parotis bezi üzerindeki lezyonlar: Masseter fasiyasına kadar rezeksiyon yapılır.
- Saçlı deri: Kafatası periostuna kadar rezeksiyon yapılır.
- Kulak: Tümörün boyutuna ve uydu lezyonların varlığına bağlı olarak kısmi veya total aurikulektomi yapılır.
Baş ve boyun melanomu tedavisinde sentinel nod biyopsisi de önemli bir yer tutar. Bu biyopsi başlangıç noduna lenfatik drenajın yapıldığı bölgelerde uygulanır. Pozitif sentinel nodlar bulunan hastalar için boyun diseksiyonu gereklidir. Yalnızca lokalize evrelerde ve Breslow derinliği 1 mm veya daha büyük olan durumlarda sentinel nod biyopsisi önerilir.
Radyasyon tedavisi pozitif nod veya makroskopik ekstranodal genişlemeler için adjuvan tedavi olarak kullanılır. Stereotaktik radyocerrahi beyin metastazı olan hastalar için endikedir. Bu yaklaşımlar melanomun baş ve boyun bölgelerindeki spesifik tedavi gereksinimlerini karşılamak üzere uyarlanmıştır.
Kaynakça:
https://health.ucdavis.edu/otolaryngology/specialty/head-neck-surgery/index.html
https://www.sciencedirect.com/topics/medicine-and-dentistry/head-and-neck-surgery

Prof. Dr. Murat Topdağ, 1978 yılında Malatya’da doğmuş, tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Bölümü’nde tamamlamıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra, akademik ve klinik kariyerine aynı kurumda devam etmiştir. 2017–2025 yılları arasında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Topdağ, 2025 yılı itibarıyla Memorial Göztepe Hastanesi bünyesinde hastalarına hizmet vermektedir.
Kulak burun boğaz hastalıkları, baş-boyun kanser cerrahisi ve estetik burun ameliyatları (rinoplasti) alanlarında uzmanlaşmış olan Prof. Dr. Topdağ, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan bir cerrahtır. The Journal of Laryngology & Otology, Otology & Neurotology ve European Archives of Oto-Rhino-Laryngology gibi saygın dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makalesi bulunmaktadır.
Prof. Dr. Topdağ, fonksiyon koruyucu tekniklerle baş-boyun tümör cerrahisi uygulamakta; aynı zamanda rinoplasti, revizyon burun estetiği, piezo ultrasonik rinoplasti ve septorinoplasti gibi estetik ve fonksiyonel burun ameliyatlarında yüksek başarı oranlarına sahiptir. Bilimsel yaklaşımı, estetik vizyonu ve hasta güvenliğini esas alan cerrahi felsefesiyle Türkiye’de KBB alanının önde gelen isimlerinden biridir.


Vakalar
İki taraflı frontal sinüs kaynaklı inverted papillom
Hastalıklar
Bilateral Tonsil Lenfoma Ameliyatı
Hastalıklar
Anadolu Yakası, İstanbul'daki Konumumuz