Ses teli üzerinde beyaz kabuklu lezyonlar, genellikle kronik tahriş, enfeksiyon veya öncül kanser lezyonları nedeniyle oluşur. Bu yapılar, ses teli kanseri riski taşıyabileceğinden dikkatle değerlendirilmelidir. Erken tanı, tedavi başarısında kritik rol oynar.
Beyaz lezyonların teşhisinde laringoskopi, stroboskopi ve gerektiğinde biyopsi uygulanır. Patolojik inceleme, lezyonun iyi huylu mu yoksa malign potansiyelli mi olduğunu belirler. Riskli vakalar yakından takip edilmelidir.
Tedavi, lezyonun tipine ve yayılımına göre değişir. İyi huylu lezyonlarda medikal tedavi ve ses hijyeni yeterliyken, kanser riski taşıyanlarda cerrahi eksizyon gerekebilir. Ameliyat sonrası ses terapisi önerilir.
Korunma için sigara ve alkol kullanımından kaçınmak, reflü tedavisini aksatmamak ve sesin aşırı zorlanmaması gerekir. Düzenli kulak burun boğaz muayeneleri, olası malign dönüşümlerin erken saptanmasını sağlar.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Nedir?
Ses tellerinde görülen beyaz kabuklu lezyonlar genellikle lökoplaki adıyla bilinir ve bu lezyonlar premalign özellik gösterir. Bu tür lezyonlar epitel yüzeyinde anormal hücre büyümesi sonucu oluşur ve zamanla kansere dönüşme riski taşır. Ayrıca bu lezyonlar içinde displazi görülmesi durumunda hücresel anormallikler artarak riski daha da yükseltebilir. Displazi hücrelerin normalden sapması anlamına gelir ve şiddetine göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma ilerleyen süreçte malign (kötü huylu) bir duruma dönüşme olasılığını belirler. Tedavi edilmezse veya yakından izlenmezse bu lezyonlar invaziv ses teli kanserine yol açabilir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonların Nedenleri Nelerdir?
Ses teli lökoplakisi ve displazisinin nedenleri birçok farklı faktöre bağlı olarak gelişir. Bu faktörler ses tellerinde kronik tahriş ve iltihaplanmaya yol açarak kötü huylu dönüşüm riskini artırır. En belirgin nedenler arasında sigara alkol tüketimi reflü ve viral enfeksiyonlar yer alır. Ayrıca çevresel ve mesleki etkenler de risk faktörlerini güçlendiren unsurlar olarak öne çıkar.
- Sigara: Tütün dumanı ses tellerinin epitel dokusuna zarar verir ve beyaz plaklar şeklinde görülen lökoplaki oluşumuna neden olabilir. Sigara içen bireylerde bu lezyonların kansere dönüşme riski önemli ölçüde artar.
- Alkol tüketimi: Aşırı alkol kullanımı ses tellerini tahriş edici bir etkiye sahiptir. Sigara ile birleştirildiğinde alkol tütünün zararlı etkilerini daha da artırarak displazi ve lökoplaki riskini yükseltir.
- Laringofaringeal reflü: Kronik asit reflüsü ses tellerinde tahrişe yol açarak lökoplaki ve displazi gelişimine neden olabilir. Reflünün yönetimi bu hasarların önlenmesinde kritik rol oynar.
- İnsan Papilloma Virüsü (HPV): Bazı HPV türleri özellikle HPV-16 ve HPV-18 ses tellerinde displazi ve lökoplaki gelişimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu tür enfeksiyonlar daha yüksek kötü huylu dönüşüm riski taşır.
- Çevresel ve mesleki tehlikeler: Kimyasallar toz ve diğer kirleticilere uzun süreli maruziyet ses tellerinde kronik iltihaplanmaya yol açarak lökoplaki ve displazi oluşumunu tetikleyebilir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Ne Kadar Yaygındır?
Ses teli lökoplakisi yaygınlığı kişiden kişiye değişen bir durumdur ve daha çok erkeklerde görülmektedir. Bu lezyonlar en sık 45-64 yaşları arasında ortaya çıkmakta ve erkeklerde daha yüksek bir insidans oranına sahiptir. Kadınlara kıyasla erkekler beş kat daha fazla risk altındadır. Ses teli displazisi vakalarının yaklaşık %30-40’ında bir dereceye kadar displazi tespit edilir.
Lökoplaki lezyonlarının skuamöz hücreli kansere dönüşme oranı şu şekildedir:
- %5 ila %36 arasında kansere dönüşme riski
- Erkeklerde yıllık 100.000’de 10.2 insidans oranı
- Kadınlarda ise yıllık 100.000’de 2.1 insidans oranı
Özellikle sigara içen bireylerde ve erkeklerde bu lezyonların görülme riski belirgin şekilde daha fazladır. Bu nedenle risk altındaki bireylerin düzenli takip edilmesi önemlidir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonların Oluşum Süreci Nasıldır?
Ses teli lökoplakisi ve displazisi genellikle kronik tahrişlerin tetiklediği hücresel değişikliklerle ortaya çıkar. Sigara içmek asit reflüsü ve HPV enfeksiyonu bu tahrişlere neden olan başlıca faktörler arasında yer alır. Lökoplaki ses teli epitelinde beyaz keratinize plaklar şeklinde kendini gösterir. Bu plaklar hücresel hiperplazi ve aşırı keratin üretimi sonucu oluşur.
- Lökoplaki sürekli tahriş altında kaldığında epitel hücrelerinde anormal dönüşümler başlar.
- Bu süreç hücrelerin olgunlaşma ve bölünme düzeninin bozulmasına neden olur.
- Zamanla epitel kalınlaşır ve hücresel yapı displaziye dönüşür.
Displazi hücresel farklılaşma bozukluklarına bağlı olarak üç derecede sınıflandırılır: hafif orta ve şiddetli. Bu durum hücrelerin yapısal bozulmasını ve atipik özellikler kazanmasını ifade eder. Hafif displazide hücresel değişiklikler minimalken şiddetli displazide kanser öncesi değişimler gözlemlenir. Lökoplakinin displaziye ilerlemesi genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle hızlanabilir.
Metabolik değişiklikler ve mitokondriyal fonksiyon bozuklukları hücresel çoğalmayı artırabilir ve bu süreç maligniteye zemin hazırlayabilir. Özellikle pürüzlü ve düzensiz lökoplaki lezyonlarının displaziye ve kanserli oluşumlara dönüşme riski daha yüksektir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonların Belirtileri Nelerdir?
Ses teli lökoplakisi ve displazisi genellikle ses kalitesinde belirgin değişiklikler ile kendini gösterir. Bu durum hastalarda çeşitli ses sorunlarına yol açar ve belirtilerin ciddiyeti lezyonların boyutuna ve yayılımına bağlı olarak farklılık gösterir. Lezyonlar ses teli yüzeyinde düzensizliklere neden olduğunda hastalar bu değişiklikleri günlük yaşamlarında fark edebilir.
En yaygın belirtiler şunlardır:
- Ses tellerinde oluşan lezyonlar sesin normalden daha kısık veya sert çıkmasına yol açabilir. Bu ses teli yüzeyinin düzgün olmamasından kaynaklanır.
- Hastalar seslerini uzun süre kullandıklarında ses yorgunluğu yaşayabilir. Bu durum konuşma sırasında artan bir efor hissi ile kendini gösterebilir.
- Lezyonlar ses tellerinin tam kapanmasını engellediği için ses kalın veya nefesli bir tonda çıkabilir. Bu ses tellerinin tam kapasiteyle çalışmamasından kaynaklanır.
- Ses tellerindeki titreşim bozukluğu nedeniyle ses tonunda ve perdesinde ani değişiklikler olabilir. Bu durum sesin kontrol edilmesinde güçlük yaratabilir.
- Konuşma esnasında daha fazla çaba sarf ediliyormuş gibi hissedilebilir. Bu zorlanma genellikle uzun süre konuşulduğunda rahatsızlık veya ağrıya neden olabilir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Nasıl Teşhis Edilir?
Ses teli kanseri riski taşıyan beyaz kabuklu lezyonların teşhisinde çeşitli yöntemler kullanılır. Öncelikle klinik muayene ile ses tellerinde bulunan anormallikler değerlendirilir. Bu süreçte videolaringostroboskopi adı verilen bir yöntem önemli bir rol oynar. Videolaringostroboskopi ses tellerini beyaz plakların varlığı açısından inceleyerek lezyonların büyüklüğünü ve yapısını belirlemede etkili bir tekniktir. Fakat bu yöntem hücrelerdeki kanser öncesi değişiklikleri tespit etmekte yeterli değildir.
Kesin teşhis için biyopsi yapılması şarttır. Biyopsi lezyondan küçük bir doku örneği alınarak histopatolojik incelemeye tabi tutulur. Bu inceleme sonucunda hücrelerdeki displazi varlığı ve seviyesi belirlenir. Displazi hücresel anormalliklerin ciddiyetine göre sınıflandırılır ve kanserleşme riskini belirlemeye yardımcı olur. Displazinin derecesi tedavi stratejisinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Nasıl Tedavi Edilir?
Ses teli kanseri riski taşıyan beyaz kabuklu lezyonların tedavisinde lezyonun kötü huylu hale gelme olasılığına göre çeşitli cerrahi yöntemler kullanılır. Ses fonksiyonunu koruyarak lezyonların çıkarılması önem taşır. Tedavi sonrası nüks riski ve malign dönüşüm olasılığı sürekli takip gerektirir.
Bu süreçte kullanılan yöntemlerden bazıları şunlardır:
- CO₂ Lazer Mikroflep Eksizyon: Bu yöntem lezyonun etrafındaki dokulara minimum hasar vererek hassas bir şekilde lezyonun çıkarılmasını sağlar. Ses fonksiyonunun korunmasına dikkat edilir.
- Anjiyolitik Lazer Soyma: Bu yöntemde lezyondaki damar yapıları hedef alınır ve çevre dokulara minimum ısı hasarı verilir. Bu teknik ses tellerinin hassas yapısını koruyarak ses kalitesini muhafaza eder.
- Seri Ekzisyonlar: Tekrarlayan lezyonlar için cerrahi müdahaleler tekrarlanabilir. Bu yöntem displastik dokuların sürekli olarak çıkarılmasını içerir ve lezyonun habis hale gelme riskini azaltmak için yakın takip ile birleştirilir.
Tedavi sürecinde lezyonun bulunduğu bölge ve damar yapısındaki değişiklikler dikkatle izlenmelidir.
Ameliyat sonrası süreçte ise nüks riskini azaltmak amacıyla düzenli takipler ve biyopsiler yapılması önerilir. CO₂ lazer tedavisi uzun vadede hastalık kontrolü açısından etkili sonuçlar göstermiştir. Anjiyolitik lazerler ise ses tellerinin yapısını koruyarak ses kalitesini iyileştirmede önemli rol oynar. Nüks riski her zaman göz önünde bulundurulmalı ve tedavi süreci buna göre planlanmalıdır.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Komplikasyonları Nelerdir?
Ses teli kanseri riski taşıyan beyaz kabuklu lezyonlar çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Bu komplikasyonlar genellikle yaşam tarzı çevresel faktörler ve hastanın sağlık durumu ile ilişkilidir. Özellikle sigara kullanımı bu lezyonların daha kötü bir hale gelmesine yol açan en önemli etkenlerden biridir. Sigara içen bireylerde lökoplakinin kansere dönüşme olasılığı belirgin şekilde artar. Ayrıca kronik alkol kullanımı da sigara ile birleştiğinde riski artırmaktadır. Bu durum lezyonların kötü huylu bir sürece ilerlemesini kolaylaştırır.
Bunun yanı sıra kronik laringofaringeal reflü (LPR) gibi hastalıklar ses tellerine zarar vererek bu lezyonların ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Sürekli asit tahrişi ses teli hücrelerinde yapısal bozulmalara neden olabilir. Ayrıca genetik yatkınlık ve kanserle ilişkili gen mutasyonları da bu komplikasyonların gelişimine zemin hazırlar.
İnsan papilloma virüsü (HPV) ise bu lezyonların kanserleşme riskini artırabilen bir diğer faktördür. Özellikle yüksek riskli HPV suşları ses teli lökoplakisi olan hastalarda kötü huylu dönüşüm riskini yükseltebilir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılabilir?
Ses teli lökoplakisi ve displazisinin cerrahi tedavisi belirli durumlarda kaçınılmaz hale gelir. İlk olarak lezyonların kötü huylu hale gelme potansiyeli taşıdığı veya ciddi displazi belirtileri gösterdiği durumlarda cerrahi müdahale gereklidir. Ayrıca damarların belirginleştiği sert ve kalınlaşmış lezyonlar ya da ses telinin hareketliliğini kısıtlayan durumlar daha yüksek bir kanser riski taşır. Bu nedenle bu tür durumlar biyopsi ya da lezyonun tamamen çıkarılmasını gerektirir.
Bunun yanı sıra sigara kullanımını bırakma veya reflü gibi altta yatan durumların tedavisine rağmen lezyonlar tekrarladığında cerrahi tedavi bir zorunluluk haline gelir. Diğer tedavi yöntemleri sonuç vermediğinde lezyonların cerrahi olarak çıkarılması gereklidir.
- Şiddetli displazi veya yüksek malignite potansiyeli
- Kalıcı veya tekrarlayan lezyonlar
- Önemli ses bozukluğu
- Tanısal belirsizlik
Ses bozukluğu yaşayan bireyler için de cerrahi müdahale kaçınılmazdır. Eğer lökoplaki ya da displazi sesin kalitesini bozuyor ses kısıklığına neden oluyor ya da konuşmayı zorlaştırıyorsa mikrocerrahi veya lazer tedavisi seçenekleri değerlendirilebilir.
Son olarak tanının belirsiz olduğu durumlarda cerrahi biyopsi genellikle tercih edilen yöntemdir. İzlem sonuçsuz kaldığında veya lezyonun yapısı hakkında kesin bilgiye ihtiyaç duyulduğunda biyopsi altın standart olmaya devam eder. Bu aşamada dar bant görüntüleme gibi teknikler yardımcı olabilir ancak kesin tanı için biyopsi şarttır.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılamaz?
Ses teli lökoplakisi ve displazisinin cerrahi tedavisi bazı durumlarda uygulanamaz. Her şeyden önce iyi huylu olduğu düşünülen düz ve pürüzsüz lökoplaki lezyonları genellikle cerrahi müdahale gerektirmez. Bu tür durumlarda cerrahi komplikasyonları önlemek için gözlem tercih edilir. Ayrıca ses teli fonksiyonlarının zayıf olduğu vakalarda cerrahinin ses teli hareketliliğini bozma riski olduğunda işlem önerilmez. Yüksek komorbidite riskleri bulunan hastalarda da cerrahi müdahale uygun olmayabilir çünkü bu hastalarda cerrahinin yaratabileceği riskler daha fazladır. Son olarak morfolojik olarak ciddi displazi ya da karsinom şüphesi taşımayan lezyonlar cerrahi yerine genellikle konservatif tedavi ile izlenir.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlar Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
Ses teli lökoplakisi ve displazisinin cerrahi tedavisinden sonra iyileşme süreci dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Ses tellerinin düzgün iyileşmesi ve ses fonksiyonunun korunması için birkaç önemli aşama bulunmaktadır. İlk olarak ameliyat sonrası ses dinlendirmesi büyük önem taşır. Bu süreç ses tellerine iyileşme fırsatı vermek için birkaç gün ila hafta sürebilir. Hastanın ses kullanımına kademeli olarak geri dönmesi zorlanmaları önlemek açısından kritik bir adımdır.
İkinci olarak iyileşme sürecinde yeterli hidrasyon sağlanmalıdır. Uygun sıvı alımı ses tellerinin nemli kalmasına yardımcı olur ve tahrişi önler. Ayrıca boğazın nemli tutulması için nemlendirici kullanımı tavsiye edilebilir. Bu özellikle iyileşme sürecini hızlandırmak ve olası komplikasyonları en aza indirmek için önemlidir.
Cerrahi sonrası düzenli tıbbi takip de gereklidir. Laringoskopik muayeneler ile iyileşme süreci izlenmeli ve nüks riski göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle displazisi olan hastalarda kötü huylu dönüşüm riskini gözlemlemek adına düzenli kontroller yapılmalıdır.
Nüks riski cerrahi sonrası dikkate alınması gereken bir diğer faktördür. Lökoplaki vakalarında nüks oranı yüksektir ve ek tedavi gerektirebilir. Tedavi seçenekleri arasında ek cerrahi müdahale veya lazer ablasyonu yer almaktadır.
Ses Teli Kanseri Riski Olan Beyaz Kabuklu Lezyonlardan Nasıl Korunulur?
Ses teli lökoplakisi ve displazisinin kansere dönüşme riskini azaltmak için önleyici stratejiler önemlidir. Bu stratejilerin başında risk faktörlerinin kontrol altına alınması gelir. Sigara ve alkol gibi tahriş edici maddelerden uzak durmak displazinin kötü huylu tümörlere dönüşme olasılığını düşürür. Aynı şekilde çevresel kirleticilerden korunmak ses tellerinin sağlığını korumada etkilidir.
Ayrıca laringofaringeal reflünün tedavisi de ses teli lezyonlarının önlenmesinde önemli bir rol oynar. Proton pompa inhibitörleri gibi ilaçlar veya yaşam tarzı değişiklikleri ile reflü kontrol altına alınarak ses tellerindeki tahriş azaltılabilir. Bu sayede ses tellerindeki hasar en aza indirilebilir.
Ses hijyenine dikkat etmek ve ses zorlanmasından kaçınmak da korunma yöntemleri arasında yer alır. Aşağıdaki adımlar ses koruması için önemlidir:
- Gereksiz ses kullanımından kaçınmak
- Uzun süreli yüksek sesle konuşmamak
- Boğaz temizleme alışkanlığını azaltmak
- Yeterli su tüketimi ile ses tellerini nemli tutmak
Düzenli tıbbi kontroller özellikle endoskopik gözetimler lezyonların kötü huylu dönüşüm riskini azaltmak için erken teşhisi mümkün kılar. Düzenli izleme kötü huylu tümörlerin erken evrede yakalanmasını sağlayarak tedavi başarısını artırır.
Sıkça sorulan sorular
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar nelerdir ve neden önemlidir?
Ses tellerindeki beyaz kabuklu lezyonlar en sık lökoplaki olarak adlandırılır. Bu lezyonların bir kısmı zamanla kansere dönüşebilecek hücresel değişiklikler içerebilir. Bu nedenle kulak burun boğaz uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirilmeleri gerekir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar hangi belirtilerle kendini gösterir?
En sık belirti iki haftadan uzun süren ses kısıklığıdır. Bunun yanında boğazda takılma hissi, konuşurken zorlanma, kronik boğaz tahrişi ve nadiren yutma sırasında rahatsızlık görülebilir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar neden oluşur ve risk faktörleri nelerdir?
Sigara ve alkol kullanımı, uzun süreli ses zorlanması, reflü hastalığı, HPV enfeksiyonu ve kronik tahriş beyaz lezyonların gelişiminde rol oynayabilir. Bu faktörler hücresel değişiklik riskini de artırabilir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar nasıl teşhis edilir?
Tanıda kulak burun boğaz muayenesi, videolaringoskopi veya stroboskopi ile ses telleri ayrıntılı olarak incelenir. Gerekli görülen hastalarda biyopsi alınarak lezyonun iyi huylu mu yoksa kanser öncüsü mü olduğu belirlenir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar her zaman kansere dönüşür mü?
Hayır. Her beyaz kabuklu lezyon kansere dönüşmez. Ancak bazı lezyonlarda displazi adı verilen hücresel değişiklikler bulunabilir. Bu nedenle düzenli takip ve gerektiğinde biyopsi yapılması büyük önem taşır.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar nasıl tedavi edilir?
Tedavi lezyonun boyutuna ve biyopsi sonucuna göre planlanır. Sigaranın bırakılması, reflü tedavisi, ses hijyeni ve gerekli durumlarda mikrolaringoskopik cerrahi ile lezyonun çıkarılması uygulanabilir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar ameliyat gerektirir mi?
Her beyaz lezyon ameliyat gerektirmez. Şüpheli görünüm, biyopside displazi saptanması veya uzun süre devam eden lezyonlarda cerrahi tedavi önerilebilir. Karar hastanın bulgularına göre uzman tarafından verilir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar tedavi edilmezse ne olabilir?
Bazı lezyonlar uzun süre değişmeden kalabilirken, displazi içeren lezyonlar zamanla ilerleyerek ses teli kanserine dönüşebilir. Bu nedenle tedavinin geciktirilmemesi ve düzenli kontrollerin yapılması önemlidir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlar tekrar edebilir mi?
Altta yatan risk faktörleri devam ederse beyaz lezyonlar tekrar gelişebilir. Sigaranın bırakılması, reflünün kontrol altına alınması ve düzenli kulak burun boğaz kontrolleri tekrarlama riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Ses teli kanseri riski olan beyaz kabuklu lezyonlardan korunmak için nelere dikkat edilmelidir?
Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, alkol tüketimini sınırlamak, reflü tedavisini aksatmamak, sesi doğru kullanmak ve iki haftadan uzun süren ses kısıklığında uzman değerlendirmesine başvurmak korunmada önemli rol oynar.

Prof. Dr. Murat Topdağ, 1978 yılında Malatya’da doğmuş, tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Bölümü’nde tamamlamıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra, akademik ve klinik kariyerine aynı kurumda devam etmiştir. 2017–2025 yılları arasında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Topdağ, 2025 yılı itibarıyla Memorial Göztepe Hastanesi bünyesinde hastalarına hizmet vermektedir.
Kulak burun boğaz hastalıkları, baş-boyun kanser cerrahisi ve estetik burun ameliyatları (rinoplasti) alanlarında uzmanlaşmış olan Prof. Dr. Topdağ, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan bir cerrahtır. The Journal of Laryngology & Otology, Otology & Neurotology ve European Archives of Oto-Rhino-Laryngology gibi saygın dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makalesi bulunmaktadır.
Prof. Dr. Topdağ, fonksiyon koruyucu tekniklerle baş-boyun tümör cerrahisi uygulamakta; aynı zamanda rinoplasti, revizyon burun estetiği, piezo ultrasonik rinoplasti ve septorinoplasti gibi estetik ve fonksiyonel burun ameliyatlarında yüksek başarı oranlarına sahiptir. Bilimsel yaklaşımı, estetik vizyonu ve hasta güvenliğini esas alan cerrahi felsefesiyle Türkiye’de KBB alanının önde gelen isimlerinden biridir.


Vakalar
İki taraflı frontal sinüs kaynaklı inverted papillom
Hastalıklar
Bilateral Tonsil Lenfoma Ameliyatı
Hastalıklar
Anadolu Yakası, İstanbul'daki Konumumuz