Submandibuler gland tümörleri, çene altı tükürük bezinde gelişen nadir ancak önemli kitlelerdir. Bu tümörler iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilir. En sık karşılaşılan belirtisi, zamanla büyüyen, genellikle ağrısız bir çene altı şişliğidir. Erken tanı, tedavi başarısını artırır.

Benign tümörler arasında pleomorfik adenom en yaygın olanıdır. Malign tümörlerde ise adenoid kistik karsinom ve mukoepidermoid karsinom öne çıkar. Kötü huylu tümörlerde ağrı, yüz siniri tutulumu ve hızlı büyüme gibi bulgular eşlik edebilir; bu durum ileri evre habercisi olabilir.

Tanı için ultrasonografi, MR ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Kesin tanı, ince iğne aspirasyon biyopsisi ve histopatolojik inceleme ile konur. Görüntüleme sonuçları, tümörün büyüklüğünü, yayılımını ve çevre dokularla ilişkisini gösterir.

Tedavi yaklaşımı tümörün tipine ve evresine göre belirlenir. Benign tümörlerde cerrahi eksizyon yeterli olurken, malign vakalarda geniş rezeksiyon ve gerekirse radyoterapi uygulanır. Cerrahi sonrası dönemde yüz siniri hasarı riski göz önünde bulundurularak dikkatli takip gerekir.

Submandibuler Gland Tümörleri Nedir?

Submandibuler gland tümörleri, alt çene altındaki tükürük bezinde oluşan iyi huylu veya kötü huylu kitlelerdir. Bu tümörler genellikle yavaş büyür ve ağrısızdır; ancak bazıları çevre dokulara yayılabilir. Pleomorfik adenom en sık görülen iyi huylu türüdür, adenokarsinom ise kötü huylular arasında yer alır. Tanı için görüntüleme ve biyopsi gerekebilir. Tedavi çoğunlukla cerrahi müdahaleyi içerir.

Submandibüler Bez Tümörleri: Pleomorfik Adenom Warthin Tümörü ve Adenoid Kistik Karsinom

Pleomorfik adenom tükürük bezleri arasında en sık rastlanan tümördür. Epitelyal ve miyoepitelyal hücrelerden oluşur bu nedenle iyi huylu karışık tümörler grubuna dahil edilir. Tüm tükürük bezi tümörlerinin yaklaşık üçte ikisini bu tür oluşturur.

Warthin tümörü özellikle parotis bezinde sıkça görülen başka bir iyi huylu tümördür. 1895 yılında tanımlanan bu tümör primer parotis epitelyal tümörlerinin %2 ila %15’ini temsil eder. Parotis dışında nadiren rastlanır ve çift katmanlı onkositik epitel ile tanımlanır. Histolojik yapısında yoğun lenfoid stroma ve kistik yapılar dikkat çeker.

Adenoid kistik karsinom salgı bezlerinden kaynaklanan nadir bir malignitedir. Baş ve boyun malignitelerinin %1’ini oluştururken küçük tükürük bezleri için en yaygın büyük tükürük bezleri için ise ikinci en yaygın kanser türüdür. Bu tümör genellikle yavaş büyür ve uzak organlara yayılma eğilimi gösterir. Nadir görülmesi hastalığın ileri aşamalarında tedavi yönetimi hakkında sınırlı bilgiye neden olur.

Submandibuler Bez Tümörlerinin Nedenleri

Submandibuler bez tümörlerinin oluşumunu etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Pleomorfik adenomların yaygınlaşmasının ardında radyasyon maruziyeti etkili olabilir. Özellikle baş ve boyun bölgesine yönelik geçmiş radyoterapi seansları bu tümörlerin gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Ayrıca pleomorfik adenomların oluşumunda onkojenik simian virüsü 40 (SV40) da etkili olabilir. Bu tümör tipi çevresel etmenlere karşı oldukça hassas bir yapı sergiler.

Warthin tümörünün oluşumuna katkıda bulunan etmenler ise daha çeşitlidir:

  • Epstein Barr virüsü enfeksiyonu
  • Tütün kullanımı
  • Otoimmün hastalıklar
  • İyonize radyasyon
  • Kronik inflamasyon

Bu tümörün neden daha sıklıkla erkeklerde görüldüğü ve tütünün parotis bezini daha fazla etkilemesi bu türün karakteristik özelliklerindendir. Warthin tümörleri nadiren maligne dönüşür.

Adenoid kistik karsinom (ACC) konusunda etiyolojik veriler daha kısıtlıdır. ACC’nin gelişiminde sigara ve alkol tüketimi önemli bir etken olmamakla birlikte genetik predispozisyonlar bu tümörün oluşumunda rol oynar. Bu malignitenin analizi genetik mutasyonların belirlenmesi için yapılan kromozomal dizilim çalışmalarını içerir. Bu çalışmalar ACC’nin yaşla bağlantısız bir şekilde gelişebileceğini göstermektedir. Genetik yatkınlık bu tür bir karsinomun ortaya çıkmasında önemli bir faktördür.

Yaygınlık Oranları ve Demografik Dağılımı

Submandibular bez tümörleri arasında pleomorfik adenom en yaygın iyi huylu türüdür. Tüm tükürük bezi tümörlerinin yaklaşık %45-75’ini oluşturur. Yıllık insidans oranı her 100.000 kişide iki ila üç buçuk vakadır. Kadınlar bu tür tümörlerle erkeklere kıyasla daha sık karşılaşır; oran yaklaşık 2:1’dir. Bu tümörler genellikle üçüncü ila altıncı dekatlarda ortaya çıkar. Tükürük bezleri içinde pleomorfik adenomlar özellikle şu oranlarda dağılım gösterir:

  • Parotis bezi: %84
  • Submandibular bez: %8
  • Küçük tükürük bezleri: %6,5

Warthin tümörü parotis bezindeki tümörlerin %2 ila %15’ini teşkil eder ve pleomorfik adenomdan sonra en sık rastlanan iyi huylu neoplazmadır. Erkeklerde daha yaygın görülmesine karşın cinsiyet oranlarındaki fark zamanla azalmıştır.

Adenoid kistik kanser her 100.000 kişide yaklaşık 4,5 vaka ile nadir görülen bir malignitedir. Kadınlar bu kanser türünden erkeklere göre daha fazla etkilenir; oran %60 kadın %40 erkektir. Bu kanser türü genellikle yaşlı bireylerde teşhis edilir ve en yüksek görülme sıklığı beşinci ila altıncı dekatlardadır.

Submandibuler Bez Tümörlerinin Çeşitleri ve Özellikleri

Submandibuler bez tümörleri çeşitli tiplerde ve özelliklerde olabilir. İlk olarak pleomorfik adenom tükürük bezlerinde en yaygın görülen iyi huylu tümördür. Bu tümörün mikroskobik yapısı oldukça çeşitlidir ve karmaşık bir yapı sergiler:

  • Poligonal iğ şeklinde ve yıldız şeklinde hücrelerden oluşur.
  • Hücreler kanal benzeri yapılar tabakalar ve kümeler oluşturur.

Ardından Warthin tümörü ele alındığında bu türün özellikle sigara içenlerde görülen iyi huylu bir tümör olduğu bilinir. Histolojik yapısı ve gelişim süreci hakkında çeşitli teoriler mevcuttur:

  • Tükürük bezinin neoplastik proliferasyonu sonucu ortaya çıkar.
  • İmmünohistokimya tümörün tükürük bezinin ekskretör kanal hücreleri ile benzerlikler gösterdiğini ortaya koyar.

Son olarak adenoid kistik karsinom (ACC) kötü huylu tümörler arasında yer alır ve moleküler patogenez açısından dikkat çekicidir. Bu tümör hakkında bilinenler:

Bu tümör tipleri submandibuler bezdeki patolojik değişikliklerin geniş bir yelpazesini temsil eder ve her biri belirli mikroskobik ve moleküler özelliklere sahiptir. Tedavi yaklaşımları tümörün tipine ve özelliklerine göre değişiklik gösterir. Bu tümörlerin tanımlanması ve anlaşılması etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde kritik öneme sahiptir.

Submandibuler Bez Tümörlerinin Mikroskobik Analizi

Submandibuler bez tümörleri mikroskop altında çeşitli yapısal özellikler gösterir. Pleomorfik adenom epitelyal ve myoepitelyal hücrelerin yoğun bir şekilde çoğaldığı bir yapıya sahiptir. Bu tümör sıklıkla düzensiz kapsüllerle çevrilidir ve stromal bileşenlerde artış gözlemlenir. Warthin tümörü ise genellikle iyi sınırlı ve kistik yapılar içerir. İmmünohistokimyasal testler bu tümörlerin tanısında kritik rol oynar. Aşağıda tümör türlerine göre özellikleri listelenmiştir:

Pleomorfik Adenom:

  • Epitelyal ve myoepitelyal hücrelerin proliferasyonu
  • Stromada belirgin artış
  • Düzensiz kapsül yapısı

Warthin Tümörü:

  • İyi sınırlı kistik yapılar
  • Mukoid kremsi sıvı içeren kistler
  • Atipisiz onkositik epitelyal hücreler ve polimorf lenfositler

Adenoid Kistik Kanser (ACC):

  • Silindroma olarak da bilinir silindir şeklinde hücre düzenlemeleri
  • Tübüler kribriform ve solid yapılar içerir
  • Yüksek mitotik aktivite ve merkezi nekroz olabilir

Her bir tümör tipi histolojik özellikleriyle ayırt edilebilir. İmmünohistokimya bu ayırımı destekler; özellikle ACC belirli proteinler için boyanma pozitifliği gösterir. Solid bileşenin baskın olduğu tümörler genellikle daha agresif seyreden yapıdadır. Histopatolojik değerlendirme bu tümörlerin doğru tanımlanması için zorunludur ve kesin tanı konulmasını sağlar. Tümörlerin mikroskobik incelemesi tedavi yöntemlerinin belirlenmesinde ve hastalığın seyrinin anlaşılmasında temel bir adımdır.

Belirtiler ve Muayene Bulguları

Submandibuler bez tümörlerinin belirtileri tümörün tipine boyutuna ve yerleşimine göre farklılık gösterir. Pleomorfik adenom genellikle ağrısız ve hareketli bir kitle olarak belirir. Yavaş büyüyen bu tümörler boyutları arttıkça belirginleşir. Tümör büyüdükçe veya kötü huylu değişime uğradıkça yüz siniri zayıflığı gibi belirtiler de görülebilir. Özellikle parotis bezinin derin lobunda yer alan pleomorfik adenomlar ağız içinde palpe edilebilir kitlelere neden olabilir.

Pleomorfik adenom belirtileri:

  • Yavaş büyüyen kitle
  • Ağrısız ve hareketli yapı
  • Yüz siniri zayıflığı (eğer büyük veya kötü huyluya dönüşmüşse)

Warthin tümörü çoğunlukla asemptomatik olup palpasyonla dalgalıdan katıya hissedilebilir bir yapıya sahiptir. Nadiren kulak çınlaması kulak ağrısı veya işitme kaybı gibi belirtiler geliştirebilir. Tümör boyutu birkaç milimetreden santimetrelere kadar değişebilir.

Warthin tümörü belirtileri:

  • Ağrısız yavaş büyüyen kitle
  • Kulak çınlaması veya ağrısı (nadiren)

Adenoid kistik kanser (ACC) baş ve boyun bölgesinde yavaş büyüyen sert bir şişlik şeklinde kendini gösterir. Bu tür ağrı veya parestezi gibi sinir etkileşim belirtilerine de yol açabilir. ACC’nin ileri evrelerinde görülebilecek semptomlar arasında nefes darlığı disfaji ve ses kısıklığı bulunur. Metastatik hastalığın ilerlemesiyle akciğerler kemik ve karaciğer en yaygın etkilenen yerlerdir.

Adenoid kistik kanser belirtileri:

  • Yavaş büyüyen sert kitle
  • Sinir etkileşim belirtileri (ağrı parestezi)
  • İleri evre semptomları (nefes darlığı disfaji ses kısıklığı)

Submandibuler Bez Tümörlerinin Tanı Yöntemleri

Submandibuler gland tümörlerinin tanısı için çeşitli modern teknikler kullanılır. İlk adım genellikle ince iğne aspirasyonu yoluyla doku örnekleme içerir. Bu minimal invaziv yöntem tümörün iyi veya kötü huylu olup olmadığını belirlemede oldukça etkilidir. İnce iğne aspirasyonu doktorlara hücreler hakkında önemli bilgiler sağlayarak doğru tanı koymada yardımcı olur.

  • İnce iğne aspirasyonu (FNA): Yaklaşık %90 duyarlılıkla tümörün niteliğini değerlendirir.

İleri görüntüleme teknikleri tümörün boyutu ve yayılımı hakkında daha fazla bilgi sağlar. Bu yöntemler arasında bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) bulunur.

  • BT incelemesi: Tümör genellikle düzgün kenarlı ve loblu bir yapıda gözükür.
  • MRI: T1 ağırlıklı görüntülerde düşük yoğunluk T2 ağırlıklı görüntülerde yüksek yoğunluk gösterir.

Ultrasonografi de özellikle küçük ve yüzeyel tümörlerin değerlendirilmesinde tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntem tümörün yapısal özelliklerini ve çevresel doku ile olan ilişkisini gösterir.

  • Ultrasonografi: Tümörler genellikle loblu yapıda ve hipoekoik görünür.

Tüm bu görüntüleme yöntemleri ve biyopsi prosedürleri tümörün doğası ve tedavi stratejisinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir. Her bir yöntem doktorlara tümörün karakteristik özelliklerini detaylı bir şekilde sunarak en uygun tedavi planının yapılmasına olanak tanır.

Submandibuler Bez Tümörlerinin Tedavi ve Yönetim Yaklaşımları

Submandibuler bez tümörlerinin yönetimi tümörün tipine ve evresine bağlı olarak değişiklik gösterir. En yaygın tedavi yöntemleri cerrahi ve radyoterapidir.

Pleomorfik adenomlar için cerrahi eksizyon esastır. Yüz sinirlerinin korunmasına büyük önem verilir. Pleomorfik adenomların yüksek nüks oranı göz önünde bulundurularak genellikle parsiyel parotidektomi uygulanır.

Warthin tümörü parotis bezinin yüzeyinde kolayca erişilebilir olduğundan genellikle cerrahi ile çıkarılır. Tedavi seçenekleri arasında:

  • Yüzeysel parotidektomi
  • Lokal rezeksiyon

yer alır. Bu işlemler tümör kapsülünün bütünlüğünü korumak amacıyla dikkatle yapılır.

Adenoid kistik kanser vakalarında tam cerrahi çıkartma idealdir. Çevre dokulara zarar vermeden net cerrahi marjlarının sağlanması kritiktir. Hastalık daha ileri evrelerdeyse modifiye radikal boyun diseksiyonu tercih edilir. Cerrahi sonrası yüksek nüks oranı göz önünde bulundurularak radyoterapi genellikle ek bir tedavi olarak önerilir. Pozitif cerrahi marjları olan vakalarda hastalar genellikle en az 60 Gy radyasyon alır.

Bu tedaviler tümörlerin tipine ve bulunduğu yere göre uyarlanır ve hasta sağlığının korunması için en uygun yöntemler titizlikle seçilir.

Göz Önünde Bulundurulması Gereken Diğer Hastalıklar

Submandibuler bez tümörleri ile karışabilecek çeşitli durumlar vardır. Pleomorfik adenomlar sıklıkla Warthin tümörü parotis nodal metastazı ve diğer neoplazmlar ile ayırıcı tanı gerektirir. Histopatoloji bu tür vakalarda ayırıcı tanının belirlenmesinde kritik öneme sahiptir. Özellikle baş ve boyun bölgesindeki büyük tükürük bezlerini etkileyen primer tümörlerde belirgin ayırıcı tanılar şunları içerir:

  • Yüz siniri schwannomları: Sinirlerle ilişkili tümörlerdir.
  • Myoepitelyomlar: Genellikle iyi huylu olup tükürük bezleri dışında da bulunabilirler.
  • Mukoepidermoid ve adenoid kistik karsinomlar: Hem iyi hem kötü huylu olabilirler.

Ayırıcı tanı süreci hastanın belirtilerine ve tümörün görünümüne dayanarak yapılır. Bu süreç baş ve boyun tümörlerinin doğru bir şekilde anlaşılmasını ve yönetilmesini sağlar.

Submandibuler Bez Tümörlerinde Potansiyel Cerrahi Komplikasyonlar

Submandibuler gland tümörlerinin tedavisi sırasında bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bunlar arasında tümör kapsülünün yırtılması önemli bir risk oluşturur. Ayrıca eksik tümör çıkartılması da hastanın tedavi sonrası sürecini olumsuz etkileyebilir. Pleomorfik adenomlar genellikle başarılı bir şekilde çıkarılırken bazı durumlarda kanama ve enfeksiyon gelişebilir.

  • Hematom ve hemoraji cerrahi işlemler sırasında karşılaşılabilecek durumlar arasındadır.
  • Yüz siniri felci cerrahi müdahaleye bağlı gelişebilir ve hastanın yüz hareketlerini sınırlayabilir.
  • Trismus ve yara enfeksiyonu operasyon sonrası dönemde sık rastlanan problemlerdir.
  • Frey sendromu ve parotid fistülü nadiren ortaya çıkan ancak müdahale gerektiren komplikasyonlardır.
  • Büyük auriküler sinirin hipoestezisi operasyon bölgesine yakın sinirlerin etkilenmesiyle oluşur.

Adenoid kistik kanser vakalarında yüz ağrısı ve felci gibi ciddi komplikasyonlar görülebilir. Tümör ne kadar büyükse ve lenfovasküler infiltrasyon ile pozitif nodal durum ne kadar yaygınsa malignitenin tekrar etme riski o kadar artar. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesine rağmen özellikle yüksek riskli hastalarda uzak metastaz riski yüksektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Submandibuler gland tümörleri en sık hangi nedenlerle ortaya çıkar?

Submandibuler gland tümörleri, tükürük bezi hücrelerinde anormal çoğalma sonucu gelişir. Kesin nedeni bilinmez ancak genetik faktörler, radyasyona maruz kalma ve bazı kimyasal etkenler risk oluşturabilir.

Submandibuler gland tümörleri iyi huylu mu yoksa kötü huylu mudur?

Bu tümörlerin yaklaşık yarısı iyi huyludur. Ancak submandibuler bezde kötü huylu tümör görülme olasılığı diğer tükürük bezlerine göre daha yüksektir. Kesin tanı biyopsi ve patolojik inceleme ile konur.

Submandibuler gland tümörleri hangi belirtilerle kendini gösterir?

En sık belirti çene altında ele gelen şişliktir. Ayrıca yutma güçlüğü, ağrı, tükürük salgısında azalma ve bazı sinirlerin etkilenmesine bağlı yüz hareketlerinde sorunlar görülebilir.

Submandibuler gland tümörleri nasıl teşhis edilir?

Fizik muayene sonrası ultrason, MR veya BT görüntüleme yöntemleri kullanılır. Kesin tanı ise biyopsi ile alınan örneğin patolojik değerlendirilmesi sonucu konur.

Submandibuler gland tümörlerinde cerrahi her zaman gerekli midir?

Çoğu durumda cerrahi tedavi temel yaklaşımdır. Tümörün iyi ya da kötü huylu olmasına bakılmaksızın çıkarılması önerilir. Kötü huylu durumlarda ek tedaviler de gerekebilir.

Submandibuler gland tümör ameliyatı sonrası riskler nelerdir?

Ameliyat sonrası enfeksiyon, kanama veya yara iyileşmesinde gecikme gibi genel riskler olabilir. Ayrıca tükürük bezine komşu sinirlerin etkilenmesi sonucu geçici ya da kalıcı sinir hasarı görülebilir.

Submandibuler gland tümörlerinde radyoterapi ne zaman uygulanır?

Kötü huylu tümörlerde cerrahi sonrası radyoterapi eklenebilir. Bu yöntem, kalan tümör hücrelerini yok ederek nüks riskini azaltmak amacıyla tercih edilir.

Submandibuler gland tümörleri tedavi edilmezse ne gibi sonuçlar doğurur?

İyi huylu tümörler büyüyerek çevre dokulara baskı yapabilir. Kötü huylu tümörler ise çevre dokulara yayılabilir ve metastaz riski taşır. Bu nedenle erken tanı ve tedavi önemlidir.

Submandibuler gland tümörleri tekrarlar mı?

Tümörün türüne ve cerrahi işlemin kapsamına bağlı olarak tekrarlama ihtimali vardır. Özellikle kötü huylu tümörlerde düzenli takip muayeneleri büyük önem taşır.

Submandibuler gland tümörleri sonrası yaşam kalitesi nasıl etkilenir?

Başarılı bir cerrahi sonrası çoğu hasta normal yaşamına döner. Ancak sinir hasarı ya da radyoterapi gibi ek tedaviler sonrası bazı fonksiyonel sorunlar görülebilir. Düzenli takip bu süreci iyileştirir.

Submandibuler Gland Tümörleri Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Submandibuler gland tümörlerinin tedavi süresi, tümörün iyi huylu ya da kötü huylu olmasına göre değişir. Cerrahi müdahale genellikle 1–2 saat sürer, ancak kötü huylu tümörlerde ek olarak radyoterapi veya kemoterapi gerekebilir ve bu tedaviler haftalar ila aylar sürebilir. Tam iyileşme süreci ise birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişebilir.

Submandibuler Gland Tümörleri İçin Hangi Bölüm Veya Doktora Gidilir?

Submandibuler gland (çene altı tükürük bezi) tümörlerinin tanı ve tedavisi için Kulak Burun Boğaz (KBB) bölümüne başvurulmalıdır.

Kaynakça:

https://www.hopkinsmedicine.org/health/conditions-and-diseases/salivary-gland-cancer

https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/salivary-gland-cancer/symptoms-causes/syc-20354151

Vakalar

Anadolu Yakası, İstanbul'daki Konumumuz

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button